25 Kasım 2009 Çarşamba

Alacakaranlık:Yeni Ay

Film çıkmadan 4 ay önce kitabını okumuş,şurada da yorumumu yapmıştım.Şimdi okudum da iyi yerlere parmak basmışım.Serinin tutkunları için güzel bir film.Diğerleri için nasıl bir film olur,bilemiyorum.Tarafsız bir gözle bakamıyorum bu konuda.

Filmin ilk yarısı sırf poz,sırf şekil.Bella ve iç karartıcı bunalımında ilerliyor film.İkinci yarıda işin içine kurt adamların oluşumu ve Volturi olayı giriyor.Olaya renk ve merak geliyor.Bunun dışında film epeyce bir duygusal tabii ki.Ne olacak bu Bella'nın hali üzülüyorum arada.İki arada bir derede kaldı.Kime güvense ne etse,ne eylese diye bol bol düşünebiliyoruz film sırasında.

Jacob ilk filmden sonra filmin başında da tombul ve uzun saçlı bir şekilde çıkıyor karşımıza.Sonra geçirdiği evrimle birlikte hem Bella'nın hem de teenager kızların sevgilisi haline geliyor.Kaslı bir insan kendisi ve bu kaslarını göstermekten hiç çekinmiyor."Artist misin?" demek istiyorum buradan kendisine.Kitapta aslında 1.90 falan boyu,ama gerçekte 1,70 ya vardır ya da yoktur.Bir de Edward var tabii.Kitabında daha önce de bahsettiğim gibi epeyce ortalarda görülmüyor.Ama bu sefer de Bella'nın hayallerinde görüyoruz kendisini.Sanırsam hayranları hasret kalmasın Edward'a diye yapılmış bir şey bu.Edward genel olarak Jacob'dan daha iyi aslında.Öyle Jacob gibi pozlardan pozlara girmiyor.İşine bakıyor.Serinin diğer kitabında açıkçası Edward tarafına geçerim.Bu da böyle biline.

Söylediğim gibi çok fazla duygusal oluşu insanların canını sıkabilir.En büyük dezavantajı bu filmin.2 saatten fazla bir süre insan Bella şimdi kime yüz verecek?Edward'ı bekleyecek mi?Jacob'a mı yüz verecek?sorularını sormaktan başka az şey var filmde.Müzikler şahane olmuş.Filmin o karamsar havasıyla iyi bütünleşmiş.Bella ve Alice çok güzeller gerçekten.Filme,10 üzerinden 7,5 vererek Tutulma'yı bekliyorum efendim.

Ne Yaptım Ben?

Bu aralar ne yapacağımı şaşırmış durumdayım.İnternette yaptığım şeyler fazlalaştı.Facebooka gir,video izle,çık.Sonra bloga gir birkaç takip edilen blog oku,çeviri bloguna gir,çeviri yap,gelişmeleri takip et,ekşiye gir,gez,dolaş,entry gir,twitter'a gir,yazılanları oku,arada sen de karala.Bunlar fazla geldi bana.Aksattım bayağı bu blogu.Halbuki ne güzel arada çiziktiriyordum.

-Galatasaray bu hafta tad vermedi gibi kalsik bir cümle kuruyorum.Ayhan ne kadar kötü bir oyuncu.Bir futbolcu düşünelim ki her yaptığı yanlış olsun.Ütopik değil,işte karşımızda Ayhan.
-1-0 öndeyken belirtmiştim.Manisa gibi bir takımla kendi sahamızda oynarken bari 3 defansif orta sahayla oynamayalım.Sonunda pozisyon bulamadık ve golü de yedik.Yapma Rijkaard.Korkak olma.Barış gibi bir dinamoda yokken,yapılmayacak bir hamleydi.
-Keita bu takımda yedek olmamalı.
-Bilgisayar bozuldu geçenlerde.Filmi izlemeye başlamadan film içerisinde uyurum gibi geldi.Önlem olarak Kapan Susam denilen programı 2 saate ayarladım.Zira daha filmin başında uyumuşum.Sabah kalktığımda bilgisayar açılmadı,sebepsiz yere.Meğerse anakartın ekran kartı yuvası yanmış mı ne olmuş?Anakartın değişmesi gerekiyormuş.
-Ekran kartım GeForce 6200'dı.Anakarttaki ekran karı GeForce 6150.İkisi de 256 mb.Ramimden 256 mb götürmesi dışındaki tek fark GeForce'taki 50 numara kaybı.Ne salakmışım?Hiç ekran kartına gerek yok gibiymiş.Niye almışım ki lan 3 yıl önce ben 6200'ı.
-Bu anakarttaki ekran kartıyla birlikte FM'de 3D görüntüde kasılmalar meydana geldi.Ram arttırsam bir faydası olur mu ki?Çok düşünüyorum bu konu hakkında.Sonuç olarak 256 mb yiyor bu ekran kartı.
-Galatasaray basketbol takımının yaşadığı skandaldan da öte.Bir Galatasaraylı olarak 6-0'lık yenilgi sonrası ilk defa böyle yüzüm kızardı.Yüzlerine tükürmek istiyorum o sahtekarların.
-Başka da bir şey yapmamışım.Sınav,okul falan.Klasik muhabbetler.

15 Kasım 2009 Pazar

Nedimcim Sen de Haklısın Bir Yerde,Evet Hıhı!

Nedim'i bu aralar kovacaklarmış.Nedim başlamış korkmaya.Belki bu açıklamalarla bir iki maç daha kalırsın be Nedimcim:

Sporx'ten alıntı:
"Bunca yıldır bu işin içerisindeyim.Benche gelip oyuncumuza saldırdılar.İlk kez buna şahit oldum.Sıkı güvenlik önlemleri alınmasına rağmen 3 basketbolcumuz saldırıya maruz kaldı."

Bu adam Fenerbahçe'nin basketbol şube sorumlusu ve göz göre göre yalan söylüyor veya bu arkadaş bayağı kör ve sağır.Geçen sene Efes'li basketbolcuları ve teknik kadroyu kim dövdü?Kim adamların üzerlerine atladı?Bunlar görmedin mi Nedim sen yav?Bir de seni oraya sorumlu diye oturtmuşlar.Bak ben sana gösteriyim fotoğrafları.İstediğin gibi bak,öğren.Bence sizinkiler daha vahşi.

Aşağıdaki fotoğraf ise güzide site Antu'dan.Biz hiç değilse kendini bilmez birkaç taraftar diyoruz (ki hakikaten öyle).Adamların taraftar sitesinin resmine bak.Yazıklar olsun bunlara.Siz de o kendini bilmez taraftarsınız,o gün Efes'li basketbolcuları döven de öyle,bugün Fener'li basketbolculara vurmaya çalışan kişiler de öyle.Ama bunların tümünü bir taraftar grubuna yıkmak ayıptır,ayıptan da ötedir.
Bu arada objektif bir gözle bakmak gerekirse Fenerbahçe'nin kadrosu Galatasaray'ın kadrosundan birkaç gömlek üstün.Fakat bu üstünlüğe rağmen Fenerbahçe bugün kazanamadıysa kesinlikle Tanjevic'in hatasıdır.Türk basketbolu adına kendimizi Tanjevic'ten temizlememiz lazım.

Ayrıca Galatasaray'da bir pivot ve bir de deneyimli oyun kurucu eksikliği var gibi geldi.Keşke Hüseyin ve Cüneyt gitmeseymiş.

12 Kasım 2009 Perşembe

Yasak Bölge 9

İzleyeli 1 hafta oldu neredeyse,ama vize haftası falan ya ondan yazamadım(dev yalan!) bir türlü.Peter Jackson beklediğimi veremedi açıkçası.Fikir güzel,ama gerisi gelemedi yine.

Açıkçası filme yine geç kaldığımız için başlarını izleyemedim.Tabii geç kaldım diyorum,ama çok da fazla zaman geçmemişti üzerinden.Biz girdiğimizde yetkililer konuşuyordu.Ama filmde o uzaylıların oraya nasıl geldiğine dair bir fikir oluşturamadık.

Bir uzaylı kafilesi bir şekilde uzay gemileriyle birlikte Güney Afrika'ya yerleştirilmişler.Ama acayip pislik içerisinde yaşıyorlar.Sen koskoca uzaylı kalk evinden Dünya'ya gel,sonra çok kötü koşullarda yaşamaya çalış.Olacak iş değil.Sanki normal ve çok fakir insanmış gibi yaşıyorlar.Bir de insanca konuşmayı öğrenmişler.O da farklı bir olay.İşte böyle fikri güzel,acayip bir film.

Bu fikirin içinde bir de macera anlatılıyor filmde.Ajanımız Wikus Van De Merwe uzaylıları çadırlara sürmek adına başlatılan imza kampanyasını yürütrken,bir uzaylının evinde uzaylıların yakıtıyla zehirlenip evrim geçiriyor.Bir uzaylıya benzemeye başlıyor.Merwe'nin üstleri bundan istifade etmek yerine Merwe'yi öldürmeye çalışıyorlar garip bir şekilde.Bundan istifade etmeleri lazım.Çünkü uzaylıların dehşet silahları sadece uzaylıların elinde çalışabiliyor.İşte size fırsat niye öldürüyorsunuz zavallı adamı?Merwe'de kendini uzaylıların kampına atıyor.Sonra da bir baba ve oğul ile dünyadan ayrılmaya karar veriyorlar.

Şimdi baktım da aslında ne acayip şeyler yazmışım.Farklı bir konusu var.Fakat film bir şekilde sürüklemiyor."Aha acaba ne olacak?" diye bir an bile düşünmedim.Zaten konuyu anladıktan sonra gerisi kendiliğinden geliyor.Sürüklemiyor yani film.Ayrıca daha iyi oyuncular oynatılabilirdi.Aksiyon açısından da yetersiz buldum.Halbuki kapıştır arkadaş gerekiyorsa tüm uzaylılarla tüm insanları.Uzaylılar da ne garipmiş.10-15 tane çapulcu Nijeryalı'ya boyun eğiyorlar.Halbuki ellerinde manyak manyak silahlar var.Öldür arkadaşım hepsini.Ne bu esaret.Ne bu boyun eymişlik.

Konu farklı,fakat olayların gelişimi çok fazla ilgimi çekmedi.Üzerinden daha fazla düşünüp çok daha iyi bir yapım olabilirdi.10 üzerinden 7 verdim gitti.

10 Kasım 2009 Salı

1881-193∞

Bazıları seni gölgelemeye çalışsa da,yaptıklarını unutturmaya uğraşsa da sonsuza kadar seni unutmayacağız,her zaman kalbimizdesin ATAM!

07 Kasım 2009 Cumartesi

Redd - Her Neyse

3.klip beklediğim gibi Her Neyse'ye çekildi.Zaten daha önce blogda bahsetmiştim.Şu ana kadar çektikleri klipler içerisinde en fazla Nefes tutmuştu.Bu şarkı da Nefes tarzında bir şarkı olduğu için bana en fazla sevilecek olan şarkılarından olur gibime geliyor.Zaten öyle bir klip çekmişler ki tutmaması imkansız.Klipte emek var hakikaten.Üstelik sözlerine de uygun bir klip.

Klipte yaşlı amcamızın bir zamanlar sevdiği kıza olan özlem anlatılıyor.Alınan duyumlara göre Redd bu klip için resmen Flamengo'dan Adriano'yu transfer etmiş.Geçirdiği evrim muhteşem bu arada.Sen git ayıcık ve alkolik Adriano'ya benze,arkasından epey duygusal bir amca ol.Klipte oynayan arkadaş hakikaten ya Adriano'ya benziyor ya da ben şu an fazla acıktım şu an.Beynime kan gitmiyor olabilir.Kararsızım.

Şahsen bu aralar özlem duygum oldukça düşük.Ama özleyen kalplere şimdiden yazık diyorum.Bu şarkı resmen depresyon sebebi.Netice itibariyle klibiyle,müziğiyle ve sözleriyle uyumlu harika bir çalışma çıkmış ortaya.Tekrar saygılarımı sunarım.

Her Neyse

biraz gevşetebilsem göğüs kafesimi
dokunup durdurabilsem attığın yeri
boşalttığın yere ne koyduysam dolmuyor
dakika başı bir of içimden hiç eksik olmuyor
her neyse işte özledim seni o kadar
boş düşünce balonu başımın tam üstünde
bir şey yazmaz oldu senden sonra içinde
boşalttığın yere ne koyduysam dolmuyor
koşmak istesem de sana hayat beni geri çekiyor
her neyse işte özledim seni o kadar
bir şiir olamadım kafiyene uyamadım
sen kaçtın ben kelime bulup seni tutamadım
boşalttığın yere ne koyduysam dolmuyor
dakika başı bir of içimden hiç eksik olmuyor
her neyse işte özledim seni
her neyse işte böylesi hayat nereye kadar



06 Kasım 2009 Cuma

Ugg

Avusturalyalılar'ı(Miranda Kerr ve Harry Kewell'ın payı elbette büyük) severim.Bir zararlarını görmemiştim şimdiye kadar.Ama artık apaçık antipatik olarak görüyorum kendilerini.Nasıl bir zihniyet şu botları yapar?Onu geçtim şu botlara hangi zihniyet o kadar parayı verir?Bir de büyük moda oldu bunlar.Nasıl böyle parladı?Henüz anlamış değilim.

Lise çağındayken Adidas'ın boksör botları meşhur olur gibiydi.Tabii ki o facia en az Ugg kadar antipatikti.Silindi gitti yer yüzünden.Üniversite çağlarına adım attığım sırada başlayıp günümüzde de trend olan bir diğer ürün de Converse.Converse'ler ben çocukken de vardı.Bileksizleri vardı bende.Futbol falan oynardım tabii onlarla.Ama Converse şu bahsettiğim iki ayakkabı türünden de çok daha sempatik.Modasını korusun.Ona bir lafım yok.

Peki bu Ugg meselesi ne olacak?Henüz yeni yeni sivriliyor.Yükselme devrini yaşadıktan sonra mutlaka gerileme dönemine girecektir.Mutlaka ki buna benzer markalar çıkacak.Hatta çakmaları satılacak.Bir zaman sonra bugün dünya kadar para verilen o garip ürün kızlarımızın gözünde bir hiç durumuna düşecek.Yani genç kızlarımız bu botları sadece 1 sene giyecekler.Yazık.Gözlerimiz 1 yıl boyunca o garip şeyleri görmeye mahkum kalacak,ama ondan sonra kurtulacağız.Yaşasın.

Benden genç kızlarımıza tavsiye.Seneye şu meşhur sarı botlar trend olacakmış.Hem de halis mulis Türk malı.Üstelik su da geçirmiyor.Hem de benden alırsanız sadece 1000 TL.Bakın pahalıya satıyorum ki güzel görünsün o gözlerinize.Trendi benden takip edin.